Tür Nedir?

Canlı hayatın varlığını sağlayan ekolojik koşullar, jeolojik değişimler ve biyolojik gelişimler sonucunda meydana gelmiştir. Farklı coğrafi bölgelerde farklı ekolojik adaptasyon sağlayan türlerin oluşum ve dağılımlarının incelenmesinde evrim bilgisinden dahi yararlanılmaktadır.

Kullanılan fiziksel ve jeolojik yöntemler sonucunda elde edilen yeryüzü yaşı 4-4,5 milyar yıldır. Yeryüzü oluşum basamaklarında başlangıçta atmosfer ve hidrosfer bulunmamaktadır. Gerçekleşen yanardağ faaliyetlerinde hidrojen, metan, amonyak ve azot gibi gazlar açığa çıkmıştır. Ancak en önemli yaşamsal koşul olan serbest oksijen 3,8 milyar yıl önce oluşmaya başlamıştır. Diğer yaşamsal koşul olan hidrosferin de yanardağ aktiviteleri sonucunda açığa çıkan su buharı kaynaklı olduğu tahmin edilmektedir.

Saydam atmosfer, litosfer ve hidrosfer yapıları oluşmasına rağmen kıtasal hareket ancak 600 milyon yıl önce başlamıştır. Yeryüzünün bu esnada sahip olduğu sucul alan panthalassa (dünya okyanusu), karasal alan pangea (dünya kıtası) olarak isimlendirilmektedir.

Canlılığın temel bileşeni aminoasitlerdir. Güneş ışınları, yıldırım vb. elektriksel kuvvetlerin etkisi ile su buharı, metan ve amonyak reaksiyonu sonucu elde edilmektedir. Yerkürede gerçekleşen bir dizi olaylar sonucunda aminoasit ve türevleri organik çorba adı verilen yapıları oluşturmuştur. Giderek karmaşık hale gelen süreçte yaşamlarını fermantasyon ile sürdürebilen ilkel organizmalar meydana gelmiştir. Ortam koşullarının gelişimi ve değişimine bağlı olarak fotosentez yapan bitkisel organizmalar ardından hayvansal organizmalar yaşama katılmıştır.

Böylece türler oluşmuştur. Kavram olarak John Ray tarafından “ortak atalara sahip benzer bireyler topluluğu” tanımı ile kullanılmıştır. Günümüz bilim dünyasında tür; fonksiyonel ve yapısal özellikleri benzer, aynı kimyasal ve fiziksel etkilere aynı biçimde yanıt veren, aynı köken oluşarak ve çiftleşerek döl verebilme yeteneğine sahip nesiller meydana getirebilen organizmalardır.

Sınıflandırma ve Tür

Canlıların sınıflandırılması doğanın anlaşılması için gerçekleştirilmesi gereken ilk adımdır. Sınıflandırma Doğal (Filogenetik) ve Suni (Ampirik) olmak üzere iki şekilde yapılmaktadır. Doğal sınıflandırma köken benzerliğine (akrabalık ilişkisi) uygun yapılmaktadır. Homolog organlar dikkate alınmaktadır. Bu tip organlar görevleri farklı ancak kökenleri aynı organlardır ve Homoloji tarafından incelenmektedir. Suni sınıflandırma ise yaşanılan coğrafi alan ve dış görünüşe uygun yapılmaktadır. İlk kez Aristo tarafından gerçekleştirilen sınıflandırma bilimsel anlamda ilk kez Carl Linne tarafından yapılmıştır. Analog organlar dikkate alınmaktadır. Bu organlar yapıları farklı ancak görevleri aynı organlardır. Anoloji tarafından incelenmektedir.

Gelişen teknoloji imkanlarından da yararlanılarak bilimsel olarak gerçekleştirilen sınıflandırmanın temeli ve en küçük birimi türdür. Aynı tür canlılarının; kromozom sayıları, embriyo gelişimleri, boşaltım ürünleri ve yaşadıkları ortam aynıdır. Ancak kromozom sayıları eşit olan canlılar aynı türden olmayabilirler. Protein yapıları bakımından başka bir türe oranla daha fazla benzerlik göstermektelerdir. Yaşam alanlarına adapte olduklarından çeşitlilik (ırk) gözlenmektedir. Dünya üzerindeki tür sayısının 10-80 milyon arasında olduğu tahmin edilmektedir. 1,6 milyon tanımlanan ve isimlendirilen tür mevcuttur.

Biyoçeşitlilikte Türlerin Önemi

Biyoçeşitlilik ekosistem, genetik ve tür çeşitliliklerini kapsayan geniş bir kavramdır. Botanik, entomoloji, zooloji gibi birçok disiplini içerisinde barındıran tür çeşitliliğinin kantitatif ve kalitatif olarak belirlenmesi gerekmektedir. Bitki (ot, çalı, liken, mantar, ağaç vb.), hayvan (kedi, kuş vb.), mikroorganizma türleri başta olmak üzere tüm canlı gruplarından oluşmaktadır. Ekoloji bu değerleri ortam faktörleri ile ilişkilendirmektedir. Ayrıca zaman içinde meydana gelen değişimler ve etkilerin gözlenmesinin mümkün kılınması açısından da ekoloji için arz etmektedir.

Ekosistemlerde tür çeşitliliğinin hesaplanmasında indislerden yararlanılmaktadır. Çok sayıda habitatın ve parçanın bir araya gelmesi ile oluşan bölge gama çeşitliliği ile ifade edilmektedir. Tek bir habitatta yer alan türlerin sayısı lokal manada tespiti gerçekleşmiş ise alfa çeşitliliği, bir habitatta olan farklı parçaların çeşitlilik değerleri bütün alınarak tek indis değeri ile ifade ediliyor ise beta çeşitliliği olarak adlandırılmaktadır. Beta çeşitliliği, lokal habitatlarda yer alan türlerin oranıdır, diğer bir ifade ile yaklaşık olarak alfa çeşitliliğinin, beta çeşitliliğine oranıdır. Bu üç temel ayrımın dahil olduğu ayrıntılı çeşitlilik sınıflandırılmasında; nokta, biçimsel, alfa, beta, gama, delta, epsilon çeşitliliği kullanılmaktadır.

Popülasyon

Belirli bir alanda belirli sınırlar içinde yaşamsal faaliyetlerini sürdüren aynı türe ait bireylerden oluşan topluluktur (Akçaağaç, Amerikan kara ayısı vb.).

İlginizi Çekebilir