Faydalı Bağlantılar
Bize Ulaşın
- Mahmutbey Mahallesi
- Dilmenler Cd, No: 2
- Bağcılar, 34218
- İstanbul, Türkiye
- 0 212 702 22 10
- 0 212 702 00 03
- [email protected]
Her Hakkı Saklıdır. © 2019 ekoloji.com


Kelime anlamı olarak çeşitlilik ve üretkenlik devamlılığının sağlanması ve daimi olabilme yeteneğinin korunması olarak tanımlanmaktadır. Küresel anlamda Birleşmiş Milletler bünyesinde çalışılan kavram 1987 yılında Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu “Ortak Geleceğimiz” adlı rapor ile literatüre girmiştir. Raporda insanlığın doğanın gelecek kuşakların ihtiyaçlarına cevap verebilme yeteneğini tehlikeye atmadan, günlük gereksinimlerini temin ederek kalkınmayı sürdürebilir kılma yeteneğine sahip olduğuna yer verilmiştir.
Canlı varlığı doğal kaynaklara bağımlılık göstermektedir ancak tükenebilen enerji kaynakları sonsuz miktarda bulunmamaktadır. Yenilenemeyen doğal kaynaklar gibi nedenler sonucunda ekosistemin bozulmasının engellenmesi adına araştırılmalar yapılmaktadır. Bir bütün olarak algılanmak zorunda olan sürdürülebilirlik kavramı yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ile desteklenmektedir. Ancak sürdürülebilirliğin sağlanması ve doğa-insan arasında oluşturulan denge ancak insanların seçimlerini doğru yönlendirmesi ile gerçekleşecektir. Çünkü ekosistemlerde sürdürülebilirliğin bir problem haline gelmesi antropojen etkenlerden kaynaklanmaktadır. Ormanların tahribatı, artan atık miktarı sonucunda atmosfer ve suya salınan zararlı maddeler, toprağın hatalı işlenmesi, nüfusun yoğun yükselmesi nedeniyle doğal yaşam alanlarının imara açılması ve çarpık kentleşmenin baş göstermesi ile biyoçeşitliliğin azalmasına ve türlerin yok olmasına neden olmaktadır.
İnsanlığın ve canlılığın tüm tarihi incelenerek keşfedilmekte ve doğru bilgiler eşliğinde adil sürdürülebilir yaşam döngüsüne katkı sağlanmaktadır. Bu durum bireysel sürdürülebilirlik katkısına bir örnek teşkil etmektedir. Çevrenin korunması, doğaya müdahalenin en aza indirgenmesi ve ekolojik dengenin tekrar kurulması ise uluslararası bir sorumluluk almayı gerektirmektedir. Bu nedenle uzun vadeli planlar yapılmalı, teknoloji, enerji kaynakları, çevre ve iklim tanınmalıdır. Sürdürülebilirliğin yaşam döngüsü içerisinde devam edebilmesi koyulan hedef ve amaçlara ulaşmak için seçilen doğru yola bağlıdır. Bireysel ve toplumsal yönden tüm sorumlulukların yerine getirilmesi ile küresel sistem, enerji, ekonomi ve ekoloji vizyonu oluşturulmalıdır.
Yaşamsal faaliyetleri oluşturan barınma, beslenme ve üreme gibi ihtiyaçları karşılayabileceği tek yer kendi yapısına uygun çevre unsurlarının varlığı ile meydana gelmektedir. Doğal şekilde oluşan ekosistemler bu unsurları bünyesinde barındırmaktadır. Var olan biyoçeşitlilik ile ekosistemin işlevleri desteklenmektedir. Ekolojik dengeye yapılan her olumsuz müdahale negatif bir etki yaratarak pek çok canlılık faaliyetlerini bozmaktadır.
Artan kentleşme, hava kirliliği, sanayileşme oranları iklim değişiklikleri ve küresel ısınmaya neden olarak ekosistemleri bozmaktadır. Bozulan ekolojik denge ise tüm ekosistemleri ortadan kaldırabilir güce sahiptir. Entegre bir sistem oluşturularak tüm canlıların yaşamsal faaliyetlerinin sürdürmelerini sağlayabilecek gereksinimlerin karşılandığı koşulların nesillere aktarılmasına ekosistemde sürdürülebilirlik adı verilmektedir. Sürdürülebilirlik kavramı ekolojik düzeni koruma olarak ifade edilmektedir. Aşırı tüketim yerine üretim ve doğayı koruyan tutum içerisinde olmak doğal imkanların azalmasını ve tükenmesini mnlemektedir.
Yapay ekosistemler oluşturulmak için yapay yaşam alanları meydana getirilmektedir. Bilim dünyasının önemli gündem maddelerini oluşturan sürdürülebilirlik kavramı kentleşme, tropikal yaşam alanlarının korunması, okyanusların kirliliğinin önlenmesi, floraların korumaya alınması gibi birçok unsur altında incelenmektedir.
İncelenen unsurlara ilave olarak yenilenebilir enerji kaynağı kullanımı optimize edilmeli ve doğayı kirletmek yerine güneş, rüzgar ve su enerjisinden yararlanılmalıdır. Yüzlerce yıl sürebilme ihtimali olan ekosistemin onarılmasında restorasyon ekolojisi olarak adlandırılan kavrama istinaden toksik maddeler depolanabilmektedir. Hükümet ve sivil toplum örgütlerinin projeleri ile nesli tükenme sınırında olan fauna toplulukları korumaya alınabilmektedir. Çevre düzenleme ve temizlik hizmetleri arttırılabilmektedir.
Isınma, serinleme, TV izleme, müzik dinleme ve aydınlanma gibi uygulamalarda kullanılan yeni teknolojik sistemlerden faydalanmak için kullanılan elektrik miktarları oldukça yüksek seviyelerdedir. Özellikle sıcak ülkelerde kullanılan klima ile tüketilen enerji miktarları AB ülkelerinde tedbir alınmasını zorunlu kılmaktadır. Avrupa’da bina kullanımları sonucu tüketilen enerji miktarının üçte ikisi özel mülklerde harcanmaktadır. İnşa edilecek olan binalar için geliştirilmiş standartlar getirilmeli ve bina enerji performansları değerlendirilmelidir.
Enerji tüketimlerinin ölçülebilir hale gelmesini sağlayacak sertifikasyonlar giderek artış göstermektedir. Amerika ve Kanada’da sera gazı emisyonlarının ve enerji tüketiminin azaltılması adına sarf edilen yoğun çaba, Asya-Pasifik bölgesinde uygulanan çeşitli programlar ile desteklenmektedir. Bireysel çalışmaların tek başına yeterli katkı sağlayamayacağı düzeyde gelişen ekolojik dengenin düzeltilmesi endüstriyel tesisler, binalar, ulaşım ve şahsi araçlarda sürdürülebilirliği sağlayacak uygulamaların geliştirilmesi ve kullanımına bağlıdır.