Faydalı Bağlantılar
Bize Ulaşın
- Mahmutbey Mahallesi
- Dilmenler Cd, No: 2
- Bağcılar, 34218
- İstanbul, Türkiye
- 0 212 702 22 10
- 0 212 702 00 03
- [email protected]
Her Hakkı Saklıdır. © 2019 ekoloji.com


Nüfusun yüksek hızla artması, doğal kaynakların bilinçsiz bir şekilde aşırı üretimi, çevre krizinin evrensel boyutlara ulaşması ve insan faktörünün etkisi ilk olarak 1987 yılında Sürdürülebilir Gelişme Stratejileri Dünya Çevre ve Gelişme Komisyonu’nun konusu olmuştur. Günümüze dek geçen sürede yapıların ekolojik uyum sağlamaları konusunda birçok araştırma yapılmıştır. Ekolojik mimari felsefesinin doğmasını sağlayan bu durumun kontrol altına alınması için mimarlığın alanı sağlıklı ve ekolojik bir yapı tasarımı olmalıdır.
Uluslararası kapsamda tüketilen enerjinin yüzde 50’si, suyun yüzde 42’si bina yapım ve kullanım alanlarında harcanmaktadır. CFCs ve HCFCs emisyonlarının yüzde 50’si, hava kirliliğinin yüzde 24’ü, içme suyu kirliliğinin yüzde 40’ı, sera gazlarının yüzde 50’si yapısal faaliyetlerin sonucudur. Bu veriler doğa dostu tasarımların gerçekleşmesi gerektiğini gözler önüne sermektedir.
Enerji krizi ancak enerji bilinçli mimari gelişimler ile çözülecektir. Bu alanda gerçekleştirilen birçok araştırma mevcudiyetine rağmen günümüz mimarisine henüz yansıtılmamaktadır. Sürdürülebilir kalkınma amacına sahip ekolojik mimaride sürdürülebilir yapı imarı yüksek önem taşımaktadır. Gezegenimizin sınırlı doğal kaynaklarının yakı gelecekte tükenebilir olması ekolojik ilkelerin benimsenmesi ve yaşam tarzı haline getirilmesi ile önlenecektir.
Ekolojik mimari kent ortamlarında amaçlananın yanı sıra doğal ortamda, bahçeli ve tek ev, ekosite veya ekokent kapsamında tartışılmakta ve planlanmaktadır. Permakültür ile symbiyotik ilişki sayesinde adil çevrim oluşturmak amaçlanmaktadır.
Ekolojik mimarinin sürdürülebilir yapı tasarımında gerekli kıldığı konular aşağıdaki başlıklar altında incelenmektedir.
Ekolojik dengeyi koruma ve doğal kaynakların yerine alternatif kaynak kullanımı zorunluluğu mimar, tasarımcı ve yatırımcıları yeni fikirler üretme ve önemler almaya yöneltmekte ve ekolojik sürdürülebilir tasarım ilkelerinin dikkate alındığı binaların yapımını hızlandırmaktadır. Metabolizmin yaşam ilkesi dönüşüm, ekoloji ve simbiosisdir. Bu nedenle ekolojik mimari doğal materyallerden yararlanmaktadır.
Yapı konstrüksiyonu ve materyal nontoksik ve doğal olmalıdır. Sentetik katkı içermeyen veya ihmal edilebilir seviyede içeren, tersinir kullanıma sahip bazı hammaddeler; saz, kenevir, keten, hasır, saman, kil, ahşap lifi, ahşap ve doğal taştır. Konstrüksiyon panoları veya termik izolasyon panoları saman balyalarından üretilmeleri halinde enerji tüketimini minimum seviyeler indirmekte, ekonomik fayda ve tasarruf sağlamakta ve çevreye zarar vermemektedir. Havalandırma veya izolasyon panolarının toprak, saman, mantar karışımı veya selülozik silikat kullanımı rutubeti engellemektedir. Balmumu kullanımı ile ahşap yüzeyleri koruma altına almaktadır. Keten tohumu yağı, reçine, kireç bazlı balmumu ve doğal pigmentler doğal boyanın bileşimini oluşturmaktadır.
Materyal seçiminin haricinde havalandırması olan ve gün ışığından yararlanabilen yaşamsal faaliyetlerin alanı hedef haline getirilmelidir. En geniş cephe güney yönünde, çatı doğu-batı yönünde konumlandırılarak pasif gün ışığından yarar sağlanmalıdır.
Türkiye’de imar planı uygulamalarında ekolojik değerler dikkate alınmamaktadır. Bölge planlaması veya kentsel tasarım planı gerçekleştirilmediği gibi yerel yönetimler 1/1000 uygulama imar planından yararlanmaktadır. Ada bazında verilen kararlarda parsellerde minimum çekme mesafesi ile yapılaşma izni verilmektedir.
İmar Kanunu 28. Maddesi gereği konut arka bahçe uzunluğu h/2 olmalıdır. Ancak yapı derinliği için 2-3 m derinliğe izin verilmektedir. Bu durum çok katlı bir yapının güneye kalan arka bahçesinin yıl boyunca güneş alamayacağını ifade etmektedir. Yön parametrelerini, enlemi ve iklimi önemsemeksizin standart formüller ile yapılan imar planı ekolojik açıdan sakınca yaratmaktadır. Ayrıca İmar Kanunu’nda kişi başına uygun görülen yeşil alan oranı oldukça düşüktür. Kent karakteristiği ve nüfus yoğunluğu dikkate alınarak verilen standartlar arttırılmalıdır.
Bina konumu ve aralıklarında doğal enerji kaynaklarından yararlanma, hava sirkülasyonu, yönlenme, ışık alabilirlik, yeşil alan ve iklim verileri önemsenmeden sürdürülebilirlik imkansız hale gelmektedir. 3194 sayılı İmar Kanunu yetersiz görülmekte ve doğal iklimlendirme, güneşten yararlanma vb. ekolojik ilkelere dayalı, yükseklik ve yol değerlerine uygun kararlar alınarak yeniden düzenlenmesi beklenilmektedir.